Bir Renkli Dünya Arayışı: Stabilo’nun Peşinden
Kayseri’nin o tipik sabahlarından birinde, gökyüzü griye dönmüş, etraf biraz daha sessizleşmişti. O sabah, en basit şeyin bile büyük bir anlam taşıyacağını fark ettiğim bir gündü. Birçok insan için sıradan bir alışveriş günüydü belki de ama benim için bir dönüm noktasıydı. Yine de bunun farkında değildim. Sabah uyandığımda normalde yaşadığım rutin işler, birdenbire daha fazla anlam kazandı. Kahvemi içerken pencerenin önünde birkaç dakika durdum, şehir sokaklarını izlerken içimdeki boşlukları fark ettim. O gün o kadar yoğun bir duygusal karmaşa içindeydim ki, en basit soruya bile içimden bir anlam arayarak cevap vermeye başladım.
Sokağa çıkıp alışveriş yapmam gerektiğini düşündüm. Ama ne alacağıma dair hiçbir fikrim yoktu. İçimden bir şeyler beni o gün farklı bir şeyler almaya itiyordu. Kimseye açıklayamayacağım bir his vardı içimde. O hisle birlikte, Kayseri’nin kalabalığına karıştım.
Alışverişin İçindeki Anlam Arayışı
Bir süre dükkânlarda dolaştım. Ama her şey bana soğuk ve uzak geliyordu. O sırada, bir kırtasiye mağazasına rastladım. Raflarda yer alan kalemler, defterler ve kitaplar… Her biri bir şekilde bana bir şeyler hatırlatıyordu. Çocukluğumdan beri hep renkli kalemlere karşı özel bir ilgim vardı. O an gözümün önüne bir anı geldi: ilkokuldayken okul çantama yerleştirdiğim renkli kalem kutusu. Yıllar sonra bile, içindeki her kalemin farklı bir anlam taşıdığını hissediyorum. Her biri bir öykü, her biri bir anı.
O an aklıma gelen ilk şey, Stabilo 24’lü kalem seti oldu. İhtiyacım olduğu şeyin ne olduğunu anladım: Bir şeyleri renklendirmem gerekiyordu. O kalemleri alıp geri dönmek, hayatımın bu dönüm noktasına renk katacak gibi hissediyordum. Ama bir şey vardı… Fiyat. Birdenbire, “24’lü Stabilo ne kadar?” sorusu aklımı meşgul etmeye başladı. Her şeyin bir bedeli vardı ve bu kalemlerin fiyatı da düşündüğümden biraz yüksekti.
Hayal Kırıklığı ve Sade Gerçekler
Birkaç dakika boyunca Stabilo setinin fiyatını düşünerek mağazanın içinde dolaştım. 120 TL civarındaydı. İçimden “Bunu gerçekten almalı mıyım?” diye sorgulama başladım. Bu kadar yüksek bir fiyatı hak ediyor muydu? O an, o kadar duygusal bir hal içindeydim ki, parayı düşündükçe içimde bir kırıklık hissi yükseldi. O an, paranın insanın elini nasıl bağladığını fark ettim. Gözlerim bir anlığına bulanıklaştı, kalemlere doğru eğildim ve onları biraz daha uzun süre inceledim. Bir zamanlar, çocukken sadece birkaç kuruşa sahipken bile, renkli kalemler bana dünyayı verir gibi gelirdi. Ama şimdi, her şeyin bir bedeli vardı. Biraz daha ileriye gitmeli, bu “güzellik” için daha fazla ödemek zorundaydım.
Öte yandan, içimde küçük bir umut ışığı da vardı. Stabilo setini alarak renkli kalemlerle hayal gücümü özgür bırakma fikri o kadar cazipti ki, paranın getirdiği sıkıntılar bir anlığına kayboldu. Kalemlerin içinde yer alan o tüm renkler, bana neyi unuttuğumu hatırlatacaktı. Kendime, “Hayatına renk katmanın ne kadar önemli olduğunu unutma” diye fısıldadım.
Yolculuğa Devam
Sonunda, biraz daha düşünerek kararımı verdim. Stabilo setini aldım ve yavaşça mağazadan çıktım. Kalemler cebimdeydi, ama içimdeki karışık duygular hala devam ediyordu. Kayseri sokaklarında yürürken, tam karşımda yer alan parkın yanından geçtim. O park, her zaman sevdiğim bir yerdi. Ağaçların altına oturup bazen saatlerce dinlendiğim, bazen de hiç kimseyi görmeden uzun bir süre düşündüğüm bir alandı. O gün, içimdeki bu duygularla parkın tam ortasında bir bankta oturdum.
Kalemleri çıkarıp defterimi açtım. Birkaç renkli çizgi çizmeye başladım. İçimden ne geliyorsa, o renkleri kullanarak kağıda aktarıyordum. Her renk bana farklı bir şeyi hatırlatıyordu; morun sakinliğini, sarının neşesini, kırmızının cesaretini… Gözlerim biraz daha açıldı, ellerim biraz daha rahatladı. Birdenbire, sadece bir “kalem almak” değil, aslında kendimi bulma yolculuğuna çıkmış olduğumu fark ettim.
Umut ve Gelecek
O anda, 24’lü Stabilo seti bana sadece bir nesne değil, bir anlam kazandı. Renkli kalemler, yaşamımda eksik olan bir şeyleri tamamlıyordu. Hayatın gri tonlarından çıkıp renklerin dünyasına adım atmak, belki de tüm ruhumun ihtiyacıydı. O gün, sadece “Stabilo 24’lü ne kadar?” sorusuna bir cevap bulmamıştım; aynı zamanda, ne kadar küçük bir şeyin insanı mutlu edebileceğini de öğrenmiştim. O an için para ya da değer kavramı ikinci planda kalmıştı. Önemli olan, kalemlerin bana sunduğu renkli dünyaydı.
Geriye doğru bakınca, o günün bana ne kadar önemli bir ders verdiğini düşünüyorum: bazen bir şey almak değil, o şeyin içindeki anlamı keşfetmek daha değerli. Ve hayatın en gri zamanlarında bile, birkaç renkli çizgiyle dünyamızı daha parlak hale getirebiliriz. Hayat bazen çok komplike görünebilir, ama aslında sade şeylerin içinde güzellikler saklı. Stabilo’nun bana öğrettiği de tam olarak buydu.
O an, kalemlerle çizdiğim her bir çizgi, içimdeki duyguları yansıtan birer renk oldu. Belki de yıllardır aradığım huzuru, basit bir alışverişin içinde buldum. Bir kalemin gücü, gerçekten büyük olabiliyor.